bıdı bıdı bıdı bıdı....

Asla bırakamayacağım bişeye bağlanmam.bırakamayacağım şey de “bana bağlanırsın bak ,diyim sana “ diye göz kırpar hep..kırmızı uyarı levhasını görünce de sıvışırım ordan ..:)) sigara mı..bağlı değilim ki..istesem bırakırım aylarca içmem ..pehh ..ne ki ..tütün bildiğin..

seviyorum galiba sigarayı..özendirici olmasın diye hemen ekleyeyim: "SİGARA SAĞLIĞA ZARARLIDIR.."
Kırmızısına yandığımın Marlboro’su be..

Büyükannemlerle yaşamaya başladığım ilk gün, mahallenin ilerisindeki eski yapıyı keşfetmiştim.Hemen ilk gün…Eski yöresel evlerden ,hani “konak” derlermiş eskiden şimdilerin değme dublex,triplex evlere değişmem konforunu..
Artık yaşayacağım apartman dairesine çıkarken, gözüm sürekli o evdeydi..ki üzerine binlerce hikaye yazabilirdim: Mesela içinde periler olabilirdi..ya da zamanında bi cinayet işlenmiş kimse sebebini bulamamış,ev sahibi kurbanın hayaleti, benimle temasa geçebilirdi..ya da annem ve babamın henüz yeni göç etmiş ruhlarını orda görebilirdim..neler ve neler yazabilirdim valla..:)) sürekli pencereden takip ediyordum ..perdeleri oynadıkça " evettt .." diyordum .aradığım adrenalin..
Hayallerimin yıkıldığı an ise ,çok geçmeden gerçekleşti.Büyükannem yaptığı dolmaların ve su böreğinin üzerine örttüğü dantel kenarlı peçeteyle / ki her bi haltta danteller vardı bu nedenle sanırım benim evimde tek bi örtü bile yook:) / ,yün öreceği şişleri ve ipi alıp ,"hadi bakalım arkadaşıma çaya gidiyoruz." dedi..arkadaşının eviymiş orası..ağır naftalin kokusu dolu eve girdik ahşap ,cilalı ve bakımlı kapıdan..alt katta avlu dedikleri geniş bir alan vardı.sağlı sollu kapılar ..banyo,lavabo...,üst kata çıkan ,ağaç ağaç kokan basamaklar..yürürken çivilerin gıcırtısı duyulurdu..üst katta geniş bir salon .çok güzel döşenmiş,çok temiz… Ferah yüksek tavan..ve bir üst kat da teras..orası muhteşemdi..makbule teyzenin konağı:)))
Bütün günü evi incelemekle geçirdim ve hayatımda önemli bir yeri olacak olan o konağın her santimetre karesine dokundum galiba..kokusunu hala hissederim.
Makbule Teyze, Osmanlı bir teyzeydi. Hani söylerken üstüne bastırarak "osssssmanlıı " dedikleri şekilde. Arapça, Farsça, Osmanlıca, Fransızca bilir, kedi biblolarıyla süslerdi her yeri. Evde, başlarında fes, omuzlarında apolet, bıyıklı bıyıklı adamların resimleriyle dolu köşeler vardı. Hemen her yerde siyah beyaz resimler. Önlerinden geçerken saygı duruşunda durmak isterdiniz.
Yurt dışında yaşayan torunları yaz boyu onda kalırlardı ve benim için en muhteşem mevsimdi yaz..yaşları bana yakın ,sırf yabancı ülkelerdeki çocuk parası için dünyaya getirilmiş bi sürü çocuk)) kutsal amaçları doğrultusunda anne babaya gelir sağlarken bir yandan da benim için hayatımın değiştiği o noktanın hayal kahramanları oldular.yaşlılarla dolu münzevi bir mahallenin ,akşamları yaşlıların taş plak sohbetleriyle içtikleri çayın ,naftalin kokulu sandıkların,dörtbinbeşyüzseksenbir yıldır yeri değişmeyen koltuğun /lanet olası/ arasında Benjamin buton dan beterdim be..
Ama yaz mevsiminde, geldiklerinde onlar, her şey değişirdi,zaten doğasında haytalık olan ben ,birde o kıvılcımı tutuşturacak çalı çırpı bulunca …: ))))
biraz daha büyümeye başladıkça bizim hayatımızın vazgeçilmezi olmuştu ,makbule teyze ve evi..artık genç kız oluyordum ,arkadaşlarla sahile kaçmak gerekliydi tabi..bahanem olurdu orda kalmak..şarabımı ,sigaramı saklayacağım yerdi teras..:)))
torunları yaz tatilinde gelince ,onların gelmesine yakın depolanmış şarap ve sigaralar zulalardan çıkarılır gece yarısından sonra mehtaba karşı içilirdi yayıla yayıla..
yıllar geçtii.Büyüdük..herbirimiz birer yerlere dağıldık..üniversite okumak ve evden uzaklaşmak için uzak diyarlara gidildi..büyükler kaldılar yine saklı çeyiz bohçalarında..merak ederim hep, hiç ordan uzaklaşmak istemediler mi?.
ben ölmek için gideceğim tekrar.ama şimdi değil..ya da oğlum büyüyene kadar..

kırmızısına yanığım marlboro tek keyfimdi..ergenlik dönemlerimdi.anlatacak kimse yoktu.paylaşacak kimse....erkenden uyuyan ,tansiyon hapları konusunda birbirine destek olup ayrı ayrı yataklarda kardeş kardeş uyuyan iki ihtiyardan başka dinleyicim de yoktu .ben dinleyici mi dedim .kınıyorum kendimi..
ohhhh kalırdım makbule teyzede,mis gibi beyaz sabun kokulu çarşafların arasında…erkenden uyurdu zaten ..çıkardım terasaaa.sigaramı sevgilimi öpermiş gibi taşırdım dudaklarımın arasında.öyle özel..

yapacaklarım ve yapmayacaklarımı belirlemeye başlar, sonra tüm planların ve kuralların alayına küfreder,bildiğim gibi yaşamayı hayal ederdim..

o kızı özledim galiba..biraz harekete ihtiyacım var....de hadin bakalııım o halde..

4 yorum:

öküz dedi ki...

Uzun zamandır okuduğum, içimi en çok ısıtan yazı.. ellerine, yüreğine sağlık..

penelope dedi ki...

:))teşekkür ederim..onurlandırdın yorumunla.
güzel günlerdi:)))ama zor..

şafak dedi ki...

: )
hayatın kendisi zararlıdır
mümkünse kullanmayınız,,,,
bu ibare olmadıktan sonra
sigaradaki o uyarı bence fazlalık ve gereksiz : )
neyse
çocukluğuna dair ne çok şey anımsıyosun
ben dönüp bakmıyorum o kadar belkide
ben bakmaya bakmaya
onlarda sokulmayı unuttular muhtemelen içime
ve belki de
en baştan beri yapmak istediğim buydu
güzel yada lay lay lom değildi o kadarda çocukluğum..
sen seviyosun ne güzel
bi elin hala kendi çocukluğunu tutuyor zaman zaman
ve son olarak da sanırım
bu ara sen bi tek düzelikten yada
başka bişilerden sıkılmışsın
ve hallenmişsin : )
bende aynı şekilde
hadi bakalım,,diyorum : )
ve gün şahane
akşam muhteşem olur dilerim sana
kendim içinde de şu baş ağrısı dinsin,, yeter,,dedim ve kaçtım
görüşürüz ...

penelope dedi ki...

özledim şafak seni..
ve evet haklısın geriye doğru giden hızlı bi trenim var ama çok şükür ki hızla da geri dönüyor.hafızamla övünmemi söylerler , okulda anlatılan dersleri bile hatırlayabiliyorum ,konuyla ilgili örnekleri..bu sayede üniversite sınavında tek tercih yaptım istediğim bölümü tek seferde kazandım .aptal bi hafıza..aptal çünkü geride bırakmak istediğim hiç birşeyi geride bırakmıyor..,
onla mücadele etmeyi öğrendim gerektiğinde ,acıtmayacaksa çağırıyorum .
tek düzelikten sıkıldım evet.durgun bi dönem ,bi lale devri...
lütfen tanrım şafağın başağrısı dinsin .

BU BLOG ASLINDA;

biraz günlük ..çokça dün'lük ..ama hepten deli saçması..

sahibinin histerik çıkarımlarından oluşmuş bilog.









penelope saklı sandık

herbişey

bi sonraki bölümde..

.