DUVARA ÇARPMAK


kafamda pembe soru işaretleri var..çok dikkate almayın..ama pembe de olsa soru işareti soru işaretidir..
,,,,,,,,

duvarla tanışıklığımız çok erken başladı..o beni ben onu iyi biliriz..
annem ve babamı kaybettiğimizde beni evlerine getiren büyük anne ve büyükbaba hazretlerinin o naftalin kokulu evlerinde ilk kez tanışmıştık kendileriyle..hızım yavaştı,çocuktum ya muhtemelen ondan ,sert bi çarpma sayılmazdı..belki de yıllarca her seferinde daha sertini yaşadığımdan ,bu ilk çarpışmayı hasır altı etmişimdir,o nedenle hafif geliyordur..bilmiyorum..
ilk şarabımı ya da ilk sigaramı içtiğimde beynimdeki bulanıklıkla bile üzerime gelen hiç bi duvara çarpmamayı başarmış olmakla birlikte,ayık ve sağlam kafayla nasıl bu kadar sert ve bi okadar sık tosluyorum ilk gördüğüm duvara ..bence bu bir araştırma konusu olmalı..psikolg,pedagog,sosyolg herhangi biriniz uzamanlık için tez mez hazırlayacaksanız gönüllü kobayım anasını satiiim..

çocukluğumdan beri herhangi bir leylek tarafından yanlış bacadan atılmış olma ihtimalimi düşürüm.çocukken siyah beyaz,ingilizce bi miki mavvvs (dorusunun nasıl yazıldığını biliyorum ama böyle demek daha güzel) çizgi filminde sarhoş bi leyleğin yanlış bacadan aşağı bi yavru bıraktığını izlemiştim.o gün bu gün bende anladım ki aynı sarhoş leylek kafa iyiken bırakmış beni bu aileye..zira ben şimdi kıyaslıyorum kendimi onlarla ,ikisi de (benim grandparents ),sevgiyle alakalı bi tek cümle kurmazlardı.başımı okşadıklarını hatırlamam.babamın hatırası da mı kalmamıştı acaba evde..oğullarına benzemem rağmen saçlarım ve dudaklarımın şekli itibariyle annemi hatırlatıyordum galiba onlara..o yüzden sevmıyorlardı sanırım..bi kez annemin saçlarından bahsettiklerine şahit olmuştum "tıpkı annesi gibi..saçlarını görünce annesi çıkmış geklmiş karşıma sanıyorum..lanet oolası kadınnn.katil.."
hangi katil kendini de öldürür..çok küçüktüm ..cümle de okkalı olmuştu sanırım ..saçlarımı kesmiştim terzi makasıyla..o zaman severdi belkı büyükanne..
ıı ııı..işe yaramıyor ..kesmeyi düşünen küçük bi kız varsa vazgeçsin..işe yaramıyor..

buna rağmen ben ilk gençlik yıllarımnı "adams ailesi "nden biri gibi geçirsemde oğlumun doğumuyla birlikte sinirleri alınmış bonfile kıvamına girmiştim.oğluma söylediğim ilk söz "seni sevıyorum "olmuştur..
hatta aramızda bu sevgi şeklinin bi söylemi var:
"sevıyo musun benii?"
"hıı hıı..çoook"
"ne kadar?"
"trenler kadar.."
"kaç kere ?
"5"
"yaşasın o zaman.."

sevgilim de bunu bilir..o da sorar bana :
"sevıyor musun beni?"
"ne kadar"
:))))
trenler kadar sevmek benim işim..hani anlatmışımdır ,hep evden kaçmak isterdim..trenler bana muhteşem ve büyük gelirdi..bi gün birine binsem uzay boşluğuna kadar uzanırmışım ,oraya kadar götürürmüş gibi gelirdi..

işte sadede gelmek gerekirse, sevmeyi seviyorum ben..kendi usulümce..
sevdiğim zaman çok söylüyorum.çok belli ediyorum.çok hissettiriyorum..
oğlumu sevme şeklimi görseniz,iş yerini ss kampına çeviren kadın bu kadın mı dersiniz.oğluna karşı sert,izlediği filmden çalışma saatlerine kadar planlayan kadın ,sevme saati gerlince durdurabilene aşkolsun.."sevgi manyağı" halinde dolanıp dururduk evde..hala öyle..ona "seni seviyorum " " sana güvenıyorum " " sen yaparsın "" senle gurur duyuyorum " derim sık sık..
başarısız olduğu sınavlardan sonra "salla boşveeer..arada düşücen ki öğrenciliğin tadı çıksın ..inek misin sen beee " dediğim için eleştrilirim ..ama hiç sakıncasını görmedim..şu an okul birinciliğine oynuyor..bazan defterlerini kaldırır atarım.."eeee ders derss.kalk dışarı çıkalım köfte ekmek yiyelim " derim gece gece ..
o da bana der bazan bakar bakar :
"anneeee"
"hııı"
"harbi seviyorum seni ben beee"
"vallaha mı"
"vallaha bee"
"aferin sana ..hep sev tamam mı"
deriz..

şimdi..bu midenizi kaldıran sevgi manyaklığında şu aşk hikayem varya ..işte o noktada
"seni seviyorum " dan çok
"sevıyo musun beni?"
diyorum..o da
"çoooookk "
diyor.neden o bana söylemıyor da ben soruyorum..şimdi onun için ulaşılmazken ben aşkımdan,ayrılıktan depresyona giren tedavi olan adam,niye kollarındaylen arayıp ,ben ona sormadan güzel bi iki kelam etmıyor..ya da ben bunu bekleme aşamasına neden girdim şimdi..
tam muhteşem bişey anlatacağımm,dolmuşum dolmuşum ,arayıp onu sonunda "seenii sevıyorum be hacııııı "diye höyküreceğim sırada
"sonra konuşalım hadi byeee " demesi ve lafın ağzıma tıkılması hali neden bu kadar koydu ki bana şmdi..
koyar tabii bee.bak aklıma geldi gene koydu anasını satiimm..
şimdi bu okkalı bi duvara çarpmak değil midir?

soru:

1-erkekler neden sevgi sözcükleri konusunda bu kadar cimri?
2-kadınlar neden sözcüklere bu kadar takık?
3-erkekler neden elde ettiğini anlayınca bi havalara girer?
4-kadınlar neden teslim olduktan sonra "yaa beni elde etti ya artık sıkılacak benden " kuruntusuna kapılır?
5-erkekler ne isterr?
6-kadınlar ne istemez?
7- BU DÜNYANIN Bİ ÇIKIŞI YOK MU? Y DA OTOMOTİK PİLOT DEVREYE GİRSİN,KUMANDA ETMEKTEN YORULDUM..

TANI-Ş-MA

evet...özgün 'ün oğlu tan daha iyi olduğuna göre keyifle yazabilirim ..içimden yazmk gelmiyordu ..bi çocuk hasta olduğunda ya da sevdiğim biri üzgün olduğunda içimden bişey yapmak gelmiyor..inşaalah çok daha iyi olacak Tan paşa..:))allah sağlık versin diyorum ..:))özgün de yakında başlar örgüden steteskop ,termometre filan yapmaya..eee sanatçı ne de olsa hastaneden ilham alıp,içindeki sıkıntıyı dışa vurur muhtemelen :))

neyse ağzımın ayarı yok işte..komik komik konuşayım dedim ama bana bile komik gelmedi:)


......

evde durumlar iyi..oğlumla erkek arkadaşım arasında git gel yaşayarak vakit geçiriyorum.henüz tanışmak istemıyor benim sıpa.."hazır değil"miş..ben de üstüne gitmıyorum.bir süredir babasına taktı kafayı ya..tanışmalarının zamanı geldiğini düşünüp iki gün önce çalışmalara başladım.önce ortak bi dostumuzdan -ki gençliğinde "marlyn manson " ne ki onun yanında solda sıfır kalırdı ucubelikte,şimdilerde kel kafalı göbekli ve oturaklı bi memur olmuş-telefon numarasını istedim eski eşimin.Sonra evli ve çocuklu olduğunu bildiğim bizden hiç bahsetmediğini bildiğim için ,olaki telefona eşi çıkar bişey olur diye cesaret edemedim.Eşinin muhakkak haberi vardır benden aslında.sonuçta evlendiklerinde nüfustan bu adamın 5 ay sürmüş bi evliliği olduğunu ve boşandığını öğrenmeyecek mi.biliyordur ama 13 sene boyunca ortalarda hiç görünmemiş bir eski eş şimdi çıksa gelse meselenın ne olduğu hakkında bi fikri de yoksa sıkıntı yaratır.
o zaman zorlamayalım dedim ve yine aynı arkadaşa arattırdım.telefondaki sesi tanımakta güçlük çektim ,ne acı.
arkadaşım "seni biriyle konuşturucam şayet müsaitsen ,dediğinde sevinçle aldı telefonu.artık ne beklıyorsa: asker arkadaşı,futbol arkadaşı gibi bişeydi sanırım beklediği..
"heey kimm o bakalım..alloo"
"ııı..ehee...mm..meraba muhterem..."
"............"
ona anca ben derim muhterem diye..vaaz verir gibi konuşurdu,felsefik sohbetleri meşhurdu ,çiçek çocuklarından kalmış bir dille biraz marks,biraz nazım.."muhterem hocam şu konuda da bi fikrin var mı acaba" derdim kızardı..

"penelope"
"evet...nasılsın..."
"iyi.."
"şey seni rahatsız ettim ama bi sorunumuz var."
"sorunumuz mu? ikimizin mi?"
"evet ..sorun demeyelim de şöyle diyelim efe delikanlı olmaya başlıyor artık biliyorsun..biliyor musun? efe yi hatırlıyorsun değil mi? aa..hatırlamsan da kızamam sana çünkü karnımda daha bi embriyoydu gittiğinde ..ve ooo pardon 3 günlüktü son gördüğünde..işte o şimdi 13 yaşında bi delikanlı oldu ve seni görmek istiyor.
"....."
"evet..ben de bu günün geleceğini hesaba katmamışım..ama görmelisin sanırım.."
"ben hesabp açtım ona.."
"bana bak..ben sana maddi bi mevzudan bahsetmıyorum.ayrıca o hesaba elimizi bile sürmedik.ilerde sürmek isterse sürer kendisi.umrumda bile değil.çocuk seni merak ediyor."
"eşimin ondan haberi yok.çocuklarımın da..2 kızım var ."
"allah bağışlasın.sana gel bu çocuğa baba ol demıyorum ben.bana kalsa senı tanımasa daha iyi olur ama tanımak istiyor.sürekli bu konuyu konuşur oldu.bi hafta sonunu ,bi saatini ona ayır.sanırım buna hakkı var."
"ben sana dönücem birazdan bu numaradan .şimdi işyerindeyim."
"tamam .yarım saat daha burdayım.daha sonra gidiyorum ..ve bu konuyu açmamak üzere kapatıyorum.Efe ye babanı bulamadım derim"
.....

nasıl bu kadar soğuk olabilir.nasıl bu kadar korkar.neden korkar hem?

......

"penelope.."
"evet.."
"ben XYZ bardayım gelebilir misin?"
"gelirim.."

.....

bu adama aşık olmuştum ben..anlatmıştım burda...gidişini de anlatmıştım.tekrar eski defterleri açmamalı.şimdi attığım her adım kalbimin çarpmasına neden oluyor.Bana bıraktığı muhteşem hediye hatrına kızamıyorum da ona.Hem gitmesini isteyen bendim.Bana sahip çıkmak istemişti.Ama sonrasında çocuğunu aramayışına bozuldum ben.kızdığım tek şey o.
Ayaklarım geri geri gitse de istikamet belliydi .kapıdan içeri derin bi soluk alıp girdim.nasıl olucak neler olacak .nasıl görücem onu beni nasıl bulacak.bi sürü soru kafada ...konuşma balonları oluşmaya başladı üstelik hemen kafamın üzerinde .

içeri girdim..takım elbisesiyle barda kuytu bi köşede en kuytu masada oturan o olmalı ,başkası olamaz ya..karısını aldatan acemi çapkınlar gibi gizlene gizlene oturmuş oraya..uygun adım marş...kıt'a dur!

"merhaba.."
"merhaba"
"nasılsın."
"iyiim sen"
"iyiim "
"güzel.."
"güzel."

bu cümlelerden sonra uzun süren sessizlik..çantamdan bişey arıyormuş pozlarım,cep telefonunu kapatma telaşı.çantamda hala aradığımı bulamıyormuş gibi uğraşışım(çanta değil mağara anasını satiim..ne arıyosam.)ceplerinde anahtarını arama ,onu yerleştirmeye çalışma uğraşı..çantamın fermuarını dakikalarca kapatmaya çalışmam ..kravatını genişletmeye ,gevşetmeye ve sonunda çıkarıp katlamaya çalışmaları...öfffff..başlasın artık ...

"evet..seni çağırdım..gördüğüm kadarıyla sıkıntıya da soktum biraz.Efe seni merak ediyor.sanırım delikanlı olmaya başladığı için sana ihtiyacı var.."
"benim babam ben 9 yaşındayken ölmüştü..biliyorsun.ben babasız bir erkek çocuğunun ne hissedeceğini biliyorum evet ama ben babamı 9 yıl tanıdığım için zor oldu.Oysa efe beni hiç tanımadı .bu duyguyu bilemez."
"onu görmek neden bu kadar zor.evet babasını tanımadı ama arkadaşlarının babası var..biliyor musun dün gece bana bişey anlattı .Furkan a gitmişti ders çalışmaya .Furkan onun "kanka " sı. öyle diyor hep "kanka"...babasına sormuş:"baba ben ergenliğe girdiğimi nasıl anlıycam"..babası da bişeyler anlatmış ,sonra eklemiş "ruyanda kızlar görmeye başlayacaksın."..bir sonraki görüşmelerinde furkan babasına demiş ki: "baba,ben bu gece ergenliğe girdim." babası sormuş heyecanla: "ne demek o..nasıl yani.." "baba..ruyamda kızlar gördüm bu gece." babası bi koltuğa oturmuş ,"otur bakalım..nasıl bi ruya bu..hem de kızlar ,öyle mi..bi tane değil yani..nasıl bi ruyaydı.." furkan da anlatmış: "baba ,ben okul bahçesine çıkıyorum..birden 8-10 kız beni kovalamaya başlıyor..böylee." :))) babası da gülmüş.."tamam oğlum .ergenliğe girmemişsin ama yaklaşmışsın." "eee" demiş furkan "ne zaman giricem peki.." "o kızlardan biri seni arka bahçede yakaladığında..."
efe bunu defalarca anlattı,defalarca...baba -oğul ilişkileri ona komik ,özendirici geliyor anlasana..
"hala seri halde nefes almadan konuşabiliyorsun:)))))"
"efeyle ne zaman tanışırsın"
"ben buna hazır değilim.."
"kızlarınla aran nasıl"
"çok iyi.beni görmeden uyuyamıyorlar..hatta şimdi bile merak etmişlerdir."
"çok sevindim..efenin de böyle bi hakkı var biliyorsun değil mi.."
"penelope..şimdi çağıralım..sen de burdayken .."
"çocuk bara mı gelsin..yoo..spor dan çıkmak üzere ..dilersen spor salonuna gidelim beraber .orda tanış.."

....

çıkışta arabasına binerken sağa sola bakması beni sinir etti.benle görünecek diye korkuyor sanki.kapıyı açtı oturmam için..ön koltuğa oturmadım ben de .arka koltuğa geçtim.spor salonuna geldik.önce ben gidip oğluma haber vermek istedim.arabada bekledi o.ben salaona girdim,Efe bey arkadaşlarıyla lak lak ediyordu.Antrenmanı bitmiş, eve gelmeye hazır.Beni görünce şaşırdı.koşarak yanıma geldi.uygun bi dille anlatmak gerekıyordu ,o uygun dil de bende hiç olmadı.:))

"efe..seni biriyle tanıştıracağım ..hazırsan çıkalım."
"sevgilin mi geldi.."
"hayır .babanla."
"....."
"senle tanışmak istıyor o da.şimdi dışarda arabada ."

...

hiç bişey konuşmadan yürüdü yavrum.Arabaya bindik.arka koltuğa yanıma oturdu.birbirlerine dikiz aynasından bakıyorlardı.içerde çıt çıkmıyordu.Sonra şehrin dışında bi göl manzaralı restauranta götürdü bizi.araçtan indik .hiç konuşmadan ,sanki gideip oturacağımız yeri biliyor gibi ,önceden ayarlanmış gibi gidip oturduk bi masaya.sadece birbirlerine baktılar.o kadar benziyorlar ki.

"nasılsın delikanlı"
"iyiyim ..siz?"
"ben de ..nasıl gidiyor."
"iyi."
"derslerin nasıl?"
"iyi ..oldukça."
"aferin .hangi dersin daha iyi."
"hepsi çocuklarım gibi ..ayıramıyorum birbirinden..sanatçılar der ya.."
"ahaha..espri yeteneğini annenden almışsın."
"annem de suratsızlığımı senden aldığımı söylüyor."
-ııı..neyse efe babanla tanışmak istiyordun..işte baban..
"neden bizi aramadın hiç."
"zor bi konu..zahmetli bir süreçti.çok gençtim.baba olmaya hazır değildim.yapmak istediğim şeyler vardı.büyüdüğünde anlayacaksın."
"annem de çok gençti.onun da yapmak istedikleri vardı.ve yaptı.ben ona engel olmamışım."
"yoo,engel değil hayır.sadece hazır değildim bi çocuğun sorumluluğunu almaya.iş yok,para yok.ev yok.hala babamdan harçlık alıyordum sen doğduğunda .Öğrenciydim."
ben bu muhabbetin arasında olmak istemedim.onları başbaşa bıraktım dışarı çıktım.dışardaki bahçede biraz oturup bi sigara içtim.çok sürmedi zaten efe çıktı.peşinden o..aracın arka kapısını açtı.biz oturalım diye.ben binmek için hamle yapıyordum ki Efe elimden tuttu.
"Siz gidin ben anneme yemek ısmarlıycam burda " dedi.Birbirimize baktık.tokalaştık.Arabasına bindi .Uzaklaştı.orda kaldık.

"ne oldu..neden binmedik..NE yemeği?"
"anne .param var ,sana yemek ısmmarlliim mı? burası çok güzelmiş.ben de yemek yemedim."
"olur ..da ne oldu şimdi."
"hiiç.tanıştık işte."
"eeee."
"ee bişey yok anne .yakından nasıl göründüğünü merak ettim sadece .benim babaya ihtiyacım yok.zaten korkak biri gördün mü.sürekli saate bakıyor.karısı merak etmiş olmalı.:))) "
"görüşecek misiniz bundan sonra"
"yooo.niye görüşelim ki..sadece merak etmiştim."
"bişey demedi mi sana .görüşelim filan diye."
"demedi.deseydi de gerek yok diyecektim."
"....."
"anne..senin G. arasana .tanışalım."
"vallaha mı?"
"vallaha ."

hemen telefona sarıldım.zaten beni oğlunla tanıştırmıyorsun diye surat yapan sevgilime çok sevineceği bi haber olacaktı.

"canım..müsait misin.seni biriyle tanıştıracağım."
"tabii."
-merhaba..
"oo..merhaba efe bey.."
sonrasında sadece bizimkinin konuşmasını duyuyorum.karşı taraf ne diyor bilemıyorum.

-nasıl gidiyor.
-köpeğin var mıydı senin?
-ben ce rot olmalıydı.rot daha güzel.
-alman kurdunu çok sevmıyorum ya..saldırgan bence.rot daha iyi.
-sahi mi..ne zaman geleceksin peki..unutma söz verdin.
-alex le anlaşabilir mi dersin.alex kimseyi istemez evde .
-tamam ..ben de ..anneme veriyorum..

sonunda tanıştılar..Efe sağlam duruyor ,ama kırılmış gibi ..bişey de değişmedi hayatımızda.aynı şekilde devam ediyor.aaaaaa hayır bişey değişti:))) artık oğlum ve sevgilim kanka oldular.bu değişti evet..:))

BU BLOG ASLINDA;

biraz günlük ..çokça dün'lük ..ama hepten deli saçması..

sahibinin histerik çıkarımlarından oluşmuş bilog.









penelope saklı sandık

herbişey

bi sonraki bölümde..

.